Antioksidaniar ve Lipid Metobolizması
Antioksidanîar ve Lipid Metabolizması ANTIOXIDANTS AND LİPİDE METABOLISM Yrd.Doç.Dr.Cihangîr EREM*, Dr.Cemai T U N C E R " , Dr.Hasan E F E " * Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi *iç Hast. ABD, "Kardiyoloji ABD, ""Biyokimya ABD, TRABZON |
ÖZET Son yıllarda aterosklerotik hastalık tedavisinde antioksidanların potansiyel kullanımına karşı gittikçe artmakta olan bir ilgi vardır. Düşük dansiteli lipoprotein (LDL) fraksiyonunda iyi tanımlanmış bir antioksidan olan B-karoten kardiyovasküier risk azalmasında yararlı olabilir. Bazı vaka- kon trol çalışmalarında koroner arter hastalığı olan kişilerde askorbik asit ve vitamin E'nin azaldığı bildirilmiştir. Probukol, vitamin E ve B-karoten LDL oksidasyonuna karşı koruyucu olabilir. Gelecekte aterosklerozun tedavi veya önlenmesi; yaşam tarzındaki değişiklikler ve farmakolojik ya da diyet tedavilerinden oluşan multidisipliner bir yaklaşımla olacaktır. Anahtar Kelimeler: Âteroskleroz, Antioksidanîar T Klin Kardiyoloji 1994, 7:121-124 |
SUMMARY . In recent years, there was an increasing interest in the potential use of antioxidants for the therapy of atherosclerotic disease. B-carotene which may be beneficial in reducing the risk of cardiovascular events. Is a well-recognized antioxidant in the low density lipoprotein (LDL) fraction. In some case-control studies decreased levels of ascorbic acid and vitamin E were reported in patients with coronary artery disease. Probucoi, vitamin E, and B-carotene may protect LDL from oxidation. In the future, the treatment or prevention of atherosclerosis will involve all multidisciplinary approaches consisting of lifestyle modifications and pharmacological or nutritional therapies. Key Words: Atherosclerosis, Antioxidants Turk J Cardiol 1994, 7:121-124 |
|
Aterosklerozun gelişmesinde düşük dansiteli lipoprotein (LDL) oksidasyonunun rolü anlaşıldıktan sonra tedavide antioksidanlarm kullanılması güncel hale gelmiştir, LDL'deki beta (p)- karoten antioksidan özelliğe sahiptir. Bu nedenle p-karotenin kardiyovasküier hastalıkların riskini azaltabileceği düşünülmüştür. Bazı çalışmalarda da koroner arter hastalığı (KAH) olanlarda askorbik asit ve E vitamininin eksik olduğu saptanmıştır (1,2,3). LİPİD BOZUKLUKLARINDA SON GÖRÜŞLER Son zamanlara kadar hiperlipidemilerde en önemli komponentin LDL olduğuna inanılıyordu. Günümüzde ise eğer hastada KAH varsa yüksek dansiteli lipoprotein (HDL) kolesterol ve trigliserid (TG) plazma düzeylerinin ölçülmesi de önerilmektedir (1). Klinik çalışmalar hiperkolesteroleml tedavisi ile kardiyovasküier hastalık insidansının azaldığını göster- Geliş Tarihi: 10.2.1994 Kabul Tarihî: 18.5.1994 Yazışma Adresi: Yrd.Doç.Dr.Cihangir ERENİ Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi iç Hasî. ABD, TRABZON Turk J Cardiol 1994, 7
|
inektedir (1-4,5). Atersoklerozun prlmer olarak önlenmesi için çalışmalar yoğun bir şekilde sürmektedir. Klinik açıdan önemli olan total kolesterol ve LDLkolesterol seviyeleri 1987'de NCEP (National Cholesterol Education Program)- tarafından açıklanmıştır (6). Eğer bir hastada risk faktörleri ve KAH yoksa, plazma LDL>160 mg/dL veya total kolesterol düzeyi > 200 mg/dL ise diyet önerilmektedir. KÂH veya en az 2 risk faktörü varsa, LDL 130 mg/dL olsa bile takip ve tedavi gerekir. NCEP; risk faktörü olmayan bir hastada 3-8 aylık diyet tedavisiyle LDL seviyesi 191 mg/dL'nin altına düşürülemiyorsa ilaç tedavisi önermektedir, ilaç tedavisinde ana hedef plazma LDL düzeyini 130 mg/dL'nin altına düşürmektir, ideal olanı ise LDL'nin 100 mg/dl'nin altına düşürülmesidir (1). Gerçekte NCEP kuralları Frederlckson sınıflamasındakl 6 kategoriden sadece 2'si için (tip İla ve lib) uygulanmaktadır. Çünkü LDL'nin belirgin artışı sadece bu 2 kategoride vardır. Diğer tip dislipidemler için görüş bildirmemektedir. 1992 NİH (National Institutes of Health) consensus konferansında yeni bir görüş ortaya konuldu. Burada düşük HDL ve yüksek TG beraberliği değerlendirildi (1,7). NCEP kural olarak sadece HDL<35 mg/dL ise KAH için risk faktörü kabul ediyordu. Total kolesterol düzeyi sağlıklı bir kişide >240 mg/dL, KAH veya en az
|
|
122 2 risk faktörü olanlarda >200 mg/dL ise sadece LDL ölçümü istenmekte, HDL ve TG ölçümü istenmemekteydi. 1992 NIH konferansında ortak bir görüş olarak KAH için 2 veya daha fazla risk faktörü olan kişilerde total kolesterol düzeyine bakılmaksızın HDL ve TG düzeyinin ölçülmesi önerildi (7). Ateroskierozun gelişmesinde rol oynayan ve değiştirilebilen klasik risk faktörleri, hiperkolesterolemi, sigara ve hipertansiyondur (2). Son yıllarda araştırmalar LDL'nin oksidasyonu üzerinde yoğunlaşmıştır. LDL oksidasyonu kandaki poliansatüre (doymamış) yağ asit miktarı ile ilişkilidir (8). Probukol, vitamin E ve p-karoten gibi lipidierde çözülebilen vitaminlerin LDL'nin oksidasyonunda koruyucu bir role sahip olduğu düşünülmektedir (3,8-11). Bazı klinik çalışmalarda llpidler ve özellikle LDL oksidasyonunu engelleyici tedavi ile KAH riskinde azalma olduğu gösterilmiştir (12-14). Yapılan anjiyografik çalışmalarda ise başta LDL-kolesterol düzeyinin azaltılması olmak üzere lipid değiştirici tedavinin arter duvarına (özellikle koroner ve femoral arter) olan etkisi incelenmiş, sonuçta ateroskierozun gerilediği ya da ilerlemesinin yavaşladığı saptanmıştır (8,15-17). Günümüzde ateroskierozun mekanizması daha iyi anlaşılmaya başlamıştır. LDL'nin alt sınıfları, HDL, lipoprotein (a), apoproteinler ve trigllseridler üzerinde yoğun araştırmalar yapılmıştır. Ateroskleroz patogenezinde LDL yüzeyindeki Apo B-100 oksidatif modifikasyona maruz kalır. Sonuçta LDL'nin aterojenik özelliği artar. Apo B-100 modifiye değilse normal lipid metabolizması seyrinde hepatositler ve diğer hücrelerdeki LDL reseptörleri tarafından tanınır. Aksi halde LDL makrofajlar tarafından alınır. Bu makrofajlar aterom oluşumunda rol oynayan köpük hücreleri (foam cells)'ne dönüşür. Lipid yüklü bu makrofajlar aterom plağının temel komponentidir (8). Son araştırmalar LDL kolesterolün oksidasyonunu önleyerek ve LDL'nin oksidatif gücünü azaltarak veya monosit ve makrofajların aktivitesini inhibe ederek bu olayı engellemek üzerinde toplanmıştır. LDL'nin en az 7 alt sınıfı ayırt edilmiştir. Küçük ve dens LDL (B alt sınıfı) LDL'nin oksidasyon derecesi ile ilişki gösterir (18). Obesite, yüksek TG ve düşük HDL durumlarında alt sınıf B tipi yüksektir (19). Familyal kombine hiperlipidemi (FKH) Apo B ve alt sınıf B tipi LDL'nin aşırı yapımı ile karakterizedir. Hidroksi metil glutaril kcrnzim A (HMG-CoA) redüktaz inhibitörleri LDL kolesterol seviyesini düşüren en güçlü ajanlardır. LDL kolesterol düzeyini yaklaşık olarak %20-40 oranında düşüren.bu ilaçlar HDL kolesterolü orta derecede artırır, trigliseridleri ise arta derecede azaltırlar (1). HfvlG-Co A redüktaz inhibitörleri veya niasin tedavisi Apo B'nin karaciğerden salgılanmasını inhibe eder. FKH ve aterosklerozlu hastalarda plazma lipoprotein düzeylerini yararlı yönde düşürür (20,21). Son zamanlarda lipoprotein Lp(a) üzerinde yoğun bir ilgi vardır. Lp(a)'nın KAH patogenezinde bağımsız bir risk faktörü olduğu düşünülmüştür (3,22). LDL benzeri |
bir lipoprotein olan Lp(aj plazminojene çok benzeyen bir proteine bağlı olarak bulunur (23). Plazminojen 5 adet peptid zincirinden oluşmuştur. Sistein aminoasid oranı fazladır. Her peptide "kringle" denir. Lp(a)'da serum proteaz aktivitesi ve trombolitik aktivite yoktur. Yüksek Lp(a) düzeyleri plazminojenin trombolitik aktivitesini engeller. Sonuç olarak ateroskierozun trombolitik komponenti artar (24). Lp(a) seviyesi >30 mg/dL ise KAH riski 2 kat artar (25). Lp(a) düzeyi yüksekse bypass graftlarındaki açıklık oranı düşer. Eğer hem LDL hem de Lp(a) yüksekse KAH riski çok artar (22). Son zamanlarda yapılan anjiografi çalışmalarda da Lp(a) ile ateroskleroz arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır (26,27). LDL artışına neden olan diyet değişiklikleri Lp(a)- düzeyini etkilemez. Ancak niacin, neomycin ve stanozolol Lp(a) düzeyini azalt laktadır, fakat etki mekanizması kesin olarak bilinmemektedir (28,29). HDL; kolesterolün periferik dokulardan karaciğere taşınmasını sağlar. Bu olayda rol alan enzim lesitin kolesterol asil transferaz (LCAT)'dir. LCAY kolesterolü esterleştirir ve onu HDL'nin iç kısmına yerleştirir. Kolesterolden zengin HDL partiküllerinin kolesterol kısmı LDL ve VLDL'ye aktarılabilir. Oluşan LDL ve VLDL karaciğer tarafından kullanılır (3,30). HDL seviyesi düştüğünde periferden kolesterol transportu azalır, ateroskleroz artar (3). Hipertrigliseridemi şilomikron ve şilomikron artıklarının klirensini azaltır. Hipertrigliseridemide de KAH oranı artar. Bu artışın trigliseridlerin bizzat kendisinden ziyade beraberindeki diğer metabolik bozukluklara bağlı olduğu düşünülmektedir (31). Şilomikron kendisi aterosklerotik değildir, fakat şilomikron artıklarının aterojenik olduğuna inanılmaktadır. Bu artıklar normalde karaciğerdeki ilgili reseptörler tarafından hücre içine alınmaktadırlar. TEDAVİ STRATEJİLERİ 1. LDL kolesterolde mutlak azalmaların değeri: LDL kolesterol seviyeleri, diyetle yağ asitleri alımını azaltarak değiştirilebilir. Diyet yağ alımı ile ateroskleroz arasındaki ilişki çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir (32). 2. LDL oksidasyonunun önlenmesi: Vitamin E, p-karoten ve probukol gibi antioksidan özelliği olan çeşitli ajanların güçlü antiaterojenik etkileri son zamanlarda değerlendirilmiştir. 800 İÜ vitamin E takviyesi ile hiperkolesterolemi vakalarında tiyobarbitürik asit reaktif madde (TBARS: oksidasyon kriteri) ve lipid peroksidasyon ürünleri azalmıştır (33). Günde 600 mg vitamin E veya günde 1.5 g vitamin C ile 4 haftalık bir tedavide plazmada TBARS, doğal LDL ve düz kas ilişkili LDL azalır (34). Probukol total kolestero' düzeyini yaklaşık %25 ve LDL kolesterol düzeyini yaklaşık % 10-15 oranında azaltır. HDL kolesterol düzeyini de yaklaşık %30 azaltır. Trigliserid üzerine ise herhangi bir etkisi yoktur (1). Ayrıca güçlü antioksidan özelliğe sahiptir. İn vitro bu |
|
ERXM ve Ark. ANTİOKSİDANLAR VE LİPÎD METABOLİZMASI bileşik, LDL oksidasyonunu ve köpük hücre oluşumunu, farelerde ateroskleroz gelişmesini engeller (35). Aterosklerozu engelleyici etkisinin probukolün direkt antioksidan özelliğine bağlı olup olmadığı kesin değildir. Bununla birlikte LDL kolesterolü azaltmayan probukol analogları hayvanlarda aterosklerozu önlemede güçlü bir etkiye sahiptir. 3. Makrofaj ve monositlerin inhibisyonu: Ateroskleroz makrofaj ve monosltleri inhibe eden ilaçlarla da engellenebilir. Bu grubdaki ilaçlar omega-3 yağ asitleri ve lökotrien antagonistleridir, Lökotrien B4 monositler ve lökositler için güçlü bir aktivatör ve kemotaktik bir maddedir. Omega-3 yağ asid alımı monositlerde lökotrien B4 yapımını engeller. Omega-3 yağ asitleri ayrıca tromboksan A2, interlökin-1 ve platelet aktive edici faktörleri (PAF) inhibe ederek aterosklerozu etkiler (36). Bu basamakta etkili spesifik farmakolojik ilaçlar halen araştırılmaktadır. 4. ACAT inhibitörleri: ACAT (Acyl-coenzyme A: cholesterol acyltransferase) kolesterolü esterleştiren bir enzimdir. Kolesterol esterleştikten sonra lipoprotein yapısına katılır. ACAT inhibe edilirse VLDL sentezi azalır. ACAT enzimi barsaklardan kolesterol emillmi için de gereklidir. Böylece ACAT inhibitörleri HDL'deki kolesterol oranını artırır, barsaklardan kolesterol emilimini durdurdurur ve arter duvarında lipid birikmesini önler. Sonuç olarak ateroskleroz engellenmiş olur (37). Aterosklerozu önlemede diğer bir yol squalen sentetaz enziminin İnhibe edilmesidir. Squalen sentetaz enzimi farnesil pirofosfatı squalen'e çevirir. Squalen 7 basamak sonra kolesterole dönüşür. Squalen'e çevrilemeyen farnesil plrofosfat alternatif bir yolla ubiqulnon veya dolichol'e dönüştürülür. Meydana gelen ublquinon'un da antioksidan etkisi vardır. Böylece hem antioksidan bir molekül elde edilir, hem de kolesterol sentezi önlenmiş olur. Ubiquinon ayrıca kas hücresi fonksiyonu için de önemli bir moleküldür (3). 5. Kolesterol emiliminin inhibisyonu: Barsaktaki kolesterolün çoğu diyet değil safra kaynaklıdır. ACAT inhibitörleri ve kolesterol tutucu ajanlar kolesterolün barsaktan emilimini azaltarak ve karaciğerde artan LDL reseptör uptake aktlvitesi yoluyla kanda LDL düzeyini azaltırlar. Kolesterol emillm inhibitörleri İle yapılan klinik çalışmalar halen devam etmektedir (3). 6. Kolesterol Ester Transfer Protein (CETP)'in inhibisyonu: Normalde HDL'den LDL ve VLDL'ye kolesterol transferi CETP aracılığıyla olur. Bu olay hlperlipidemik bazı kişilerde tehlikeli olabilir. HDL'den LDL ve VLDL'ye kolesterol transferi artarsa LDL ve VLDL gibi aterojenik l-poproteinierin düzeyi de artmış olur. CETP İnhibe edilirse HDL kolesterol düzeyleri artar. LDL ve VLDL kolesterol düzeyleri ise azalır. CETP'nln eksik olduğu bir grup Japon'larda ileri derece yüksek HDL düzeyleri tesblt edilmiştir (38). Tavşanlarda CETP inhibisyonu HDL düzeylerinde belirgin bir artışa neden olmuştur (39). Bu tedavi yönteminin değerlendirilmesi için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. 7. Besin Stratejileri: Çözünebilir lifli besinler, balık yağları, sentetik yağlar ve doğal antıoksidanlarla ate- |
123 roskleroz inhibe edilebilir. Uygun bir diyetle LDL seviyeleri düşürülebilir (40,41). Balık yağı VLDL ve trlgllserid düzeylerini azaltabilir (42). Uzun zincirli stearik asid ve kısa zincirli yağ asitleri (Kaproik asit [10:0] ve kaprllik asid [8:0]) LDL kolesterol düzeyini artırmaz. Bunun aksine olarak, palmitik, mihstik ve lorlk yağ asitleri LDL düzeylerini artırır (43). Diyetle alınan yağ tipi ateroskleroz önlenmesinde önemli bir yöntemdir. Poliansature (doymamış) yağların diğer yağlara göre daha kolay oksidasyona uğradığı ve buna bağlı olarak LDL oksidasyonun ilerleyebildiği bilinmektedir. Yapılan çalışmalar oleik asidden zengin diyetin pollansatüre (doymamış) yağlardan zengin diyete göre daha az oranda LDL oksidasyonuna yo! açtığını göstermiştir (44). Antioksidan sistemler; intrasellüler, ekstrasellüler ve membranöz olarak grupiandırılabiilr (Tablo 1). Pollansatüre (doymamış) yağlardan zengin bir diyet LDL oksidasyonunu artırabilir. Antioksidan defans sistemleri olumsuz yönde etkilenir. Diyetteki poliansatüre (doymamış) yağ alımı azaltılarak veya bunun yerine C vitamini veya, p-karoten gibi antioksidan tedavi ile LDL oksldasyonu ve ateroskleroz engellenibilir. Bu varsayımları destekleyecek yeni çalışmalara ihtiyaç vardır. Bununla birlikte ilginç olarak tavşanlarda yapılan bir çalışmada probukol tedavisiyle E vitamini düzeylerinin arttığı beüdirilmiştir (45). SONUÇ Aterosklerozun önlenmesi ve/veya regresyonu konusunda gelecekte önemli ilerlemeler olacaktır. Daha yeni HMG-Co A redüktaz inhibitörleri, ACAT İnhibitörleri ve kolesterol emilimini engelleyici ajanlar ile antihiperlipldemik tedavi spektrumu genişleyecektir. HDL düzeylerini artırıcı ilaçlar ve antioksidanlar llpoprotein modifikasyonunu önleyebilir. Lökotrien İnhibitörleri kullanılarak makrofaj fonksiyonları ateroskleroz aleyhine çevrilebilir. Diyet tedavisi diğer bir seçenektir. LDL reseptörü düzeyinde bozuklukları olan bazı hastalarda genetik mühendisliği de rol oynayabilir. Bir virüs aracılığıyla karaciğer hücrelerinin İçine LDL reseptör genleri sokarak LDL reseptör sayısı artırılmaya çalışılmaktadır. Ateroskleroz tedavisi İse yaşam biçiminin düzenlenmesine, lipoproteinlerin aterojenik gücünü veya endotell değiştirici etkilerinin önlenmesine yönelik farmakolojik ya da diyet tedavilerinden oluşan multldlslpüner bir yaklaşımla olacaktır. Tablo 1. Antioksidan defans sistemleri intrasellüler Ekstrasellüler Membran Askorbik asid Albumin fj-karoten Katalaz Askorbik asid Ubiquinal-10 DNA onarım sistemleri Seruloplasmin E vitamini DT-diaforaz Haptoglobin Glutatyon (indirgenmiş) Laktoferrin Meta! bağlayıcı proteinler Transferrin Peroksidaz Ürik asid Proieolitik sistemler E vitamini Superoksid dismutaz |
|
| KAYNAKLAR |
1. Gotto AM. Overview of current issues in management of dyslipidemia. Am J Cardiol 1993; 71:3-8. 2. Walldius MD, Regnstrdm J, Nilsson J, Moelgaard J, etal. The role of lipids and antioxidative factors for development of atherosclerosis. The probucol quantitative regression Swedish. Trial (PQRST). Am J Cardiol 1993; 71:15- 9. 3. Davidson MH. Implications lor the present and direction for the future. Am J Cardiol 1993; 71:32-6. 4. Lipid research clinics program. The lipid research amies coronary primary prevention trial results: I. Reduction m incidence of coronary heart disease. JAMA 1984, 251:351-63 5. LaRosa J C . Hunntnghake D, Bush O .-i ,.ii The cholesterol facts. A summary of the evidence relating dietary fats, serum cholesterol, ana coronary heart disease. A joint statement by the American Heart Association and the national heart, iung, and blood institute. Circulation 1930; 1721-33. 6. The expert panel. Report of the national cholesterol education program expert panel on detection. Evaluation, and treatment of high blood cholesterol in adults. Arch intern Med 1988; 148:36-69. 7. National institutes of health. Consensus development conference statement: triglyceride, high density lipoprotein, and coronary heart disease [darft]. In: Bedhesda MD. NIH (in press). 8. Steinberg D, Parthasarathy S, Carew TE, Wteutn J L . Beyond cholesterol: modification of lowdensity lipoprotein that increases its atherogenicity. Engl J Med 1989; 320:915-24. 9. Steinberg Q. Modifications of LDL that mnv enhance its atherogenic potential, in: Atheroscleros.s A decade in pem^ective. New York: Medical Information Services, I 991:4-5. 10. Yamamoto A. Hara H, Takaichi S, Wakasugi Ji. Tomikawa M. The effect of probucol on macrophages, leading to regression ci xanthomas and atheromatous vascular lesions. Am J Cardiol 1988; 62:31-6. 11. KitaT. Nagano Y, Yokode M, etal. Prevention of atherosclerotic progression in watanabe rabbits by probucol. Am J Cuiuiui 1938, 62.13-9. .12. Cashin-Hemphill L. Femoral and coronary angiographic triais. Am J Cardiol 1993;71:20-5, 13. Coronary drug project research group. Clcfibrate and niacin in coronary artery disease. JAMA 1975; 231:360-81. 14. FrickMH, E b O , Haopa K, eta! The ne'is.r.ki heart study: Primary prevention trial with gemfibroszii in middle-aged men with dyslipidemia: Safety of treatment, changes in risk factors, and incidence of coronary heart disease, N EnglJMed 1986:317:1237-81. 15. Brown G, Albers J J , Fisher LD, etal. Regression of coronary artery disease as a result of intensive lipid lowering therapy in men with high levels of apolipoprotein B. N Engl J Med 1990:323:1289-98. 16. Kane JP, Mailoy MJ. Ports TA, Philips NR, Diehl JC. hovel RJ. Regression of coronary atherosclerosis dur!uy treatment of familis. hypercholesterolemia with combined drug regimens. JAMA 1990; 264.3007-12. 17. Cashin-Hemphill L, Mark WJ, Pogoda J M . Sanmarco ME. Azen SP, Blankenhorn DH. Beneficial effects of colestipci-niacin therapy on coronary atherosclerosis: a four year follow-up. JAMA 1990; 264:3013-17. 18. Austin MA, Horowitz H, Wijsman E, Krauss RM, Brunzell J. Bimodality of plasma apolipoprotein B levels in familial combined hyperiipidemia. Atherosclerosis 1992; 92:67-77. 19. Austin MA, Brunzell J D . Fitch WL. Kauss RM. Inheritance of low density lipoprotein subclass patterns in familial combined hypertllpidemia, Atherioslerosis 1990; 10:520-30. 20. VegaGL, Grundy SM. Primary hypertriglyceridemia with borderline high cholesterol and elevated apolipoprotein-B concentrations-comparison of gemfibrozil vs. lovastatin therapy. JAMA 1990: 264:2759-63. 21. VegaGL, Grundy SM. Management of primary mixed hyperiipidemia with lovastatin. Arch Intern Med 1990; 150:1313-19. 22. Armstrong VW,CremerP, EberleP,etal.Tin-associationc-tweenserum Lp (a) con< etrations and angicgrapny asses-.-.-J coronan, --m-., Xerosis: Dependence on serum LDL levels. Athero-.c:,-iosis 1936. 62 J49. |
23. Eaton DL, Fless GM, Kehn WJ. Partial aminoacid sequence of apolipoprotein (a) shows that it is homologous to plasminogen. Proc Natl Acad Sei. USA 1987:84:3224 24. Miles LA. Fless GM, Levin EG, Scanu AM, Plow EF. A potential basis for the thrombi! risks associated with lipoprotein (a). Nature 1989:339:301 -3. 25 Rosengren A. Wiihelrnc-en L. Enkssen E, Risberg B, Wedel H. Lipoprotein (a) and coronary heart disease: a prospective case control study in a general population sample of middle aged men, B M J 1990; 301:1248-51. 26. Dahlen GH, Guyton JR. Anar M, etal - ssocıotıonof leveisof Lp (a), plasma lipids, and other lipoproteins witn coronary artery disease documented by angiography. Circulation 1986 74:758. 27. Genest J Jr. Jenner JL. McMamara jR, et al. Prevalence of lipccrotein (a) [Lpiajj excess in coronary artery d.sease. Am J Caruiol 1991. 37:1039. 28. Gurakar A, Hoeg JM, KostnerG.etai. Levels of Lp (a) decline with neomycin ana niacin treatment. Atherosclerosis 1985: 57:293. £9. Albers JJ, Taggart HM, Applebaum-Bowden D, et al. Reduction of lecithin- cholesterol acyitransferase, apolipoprotein D, and the Lp (a) lipoprotein with the anabolic steroid stanozoloi. Biochim Biophys Acta 1984: 795:293. 30. Schwartz CJ, Valente AJ, Sprague EA. A modern wiew of atherogenes!s. Am J Cardiol 1993: 71:9-14. 31. Austin MA. Plasma triglyceride and coronary heart disease. Artenoscler Thromb 1991; 11:2-14. 32. Blankenborn DH, Johnson Rl, Mack W J . Zein HAE, Vaiais U. The influence of diet on the appearance of new lesions in human coronary arteries. JAMA 1990. 263:1646-52. 33. WatkinsTR, Bryan DL. ^.erenbaurn ML, Jorda KL. Modification of CHD risk by vitamin E and flax c-ed supplementation (aostr 268). 9s1nternational Symposium on Atherotxfr'osis. 1991: 268. 34. Harats D, Ben-Nairn M. 0.Ibach Y, Hollander G, Stem O, Stem Y, Effect of vitamin C and E on susceptibility of lipoproteins to peroxidation induced by acute smoking. Atherosclerosis 1990; 85.47-54 35. Finckh B, Niendorf A, Rath M, Bıesiegel U. Antiatheroscierotic effect of probucol in WHHL rabbits: Are there plasma parameters to evaluate this effect? Eur J Clin Pharmacol 1991; 40:77-80. 36. Zhu B, Permeiy WW, Mooificatlon of experimental and clinical atherosclerosis by dietary fish oil. Am Heart J 1990; 119:168-78. 37. Sliskovic DR. White AD. Therapeutic potential of ACAT inhibitors as lipid lowering and antiatheroscierotic agents. Trends Pharmacol Sei 1991; 12:194-9, 38. Inazii A, Brc-n ML. Hesler CB, et ai. increased hign-aensity lipoprotein levels caused by a common cholesterylester transfer protein gene mutation. M Engl J Med 199C; 323:1234-38, 39. A b u e y M, Ca,cert GD. E'fects of blocking piasmaiipid transfer protein activuy in the rabbit. Biochim Biophys Acta 1989; 1003:29-30. 40. Dc.iJson MH. Daugan LD, Burns JH, Bc-va J, Story K, Drennan KB.The hypchoiesteroiemic effects of beta-glucan in oatmeal and oat bmn-a dosecontrollea study. JAM A 1991; 265:1833-39. 41. Kurt ismail. Arslan Nazmı Ateroskieroz patogenezinde iipoproteinlenn rolü lie ilgili yeni görüşler, T Kiln Tıp Bilimleri 1993; 13:137-41, 42. Davidson MH. Burns JH, Subbaioh PV, Conn ME, Drennan KB. Marine oil capsule therapy for the tieatment of hyperiipidemia. Arch Intern Uea 1991;151:1732-40. 43. Bonanome A. Grundy SM. Effect of dietary stearic acid on plasma cholesterol and lipoprotein levels. N Eng! J Med 1 9a8; 31 8 1244-48. 44. Parthasarathy S, KhooJC, Miller E, Barnett J, Witztum J L , Steinberg D. Low density lipoprotein rich in oleic acid is protected against oxidative modification; implication for aietaty prevention of atherosclerosis, Proc Nan Aad Sei USA 1990;87:3894-98. 45. Carew TE, Schwenke DC. Steinberg D. Antiatherogen.c effect cf probucoi unrelated to its hypocholesterolemic effect. Evidence thatantic-xiaants in vivo can selectively inhibit ic-w density lipoprotein degradation in mocrophagerich fat streaks and slow the progression of atherosclerosis in the watanaoe beatable h>perl-pidemic rabbit. Proc \\ ,"' m c i J Sei USA 1967: 7725-29.
|
| 7" Kan Kjraiyoloji 1994, |
|